Kendi Kendinin Patronu Olmak

Kendi Kendinin Patronu Olmak

Neredeyse tanıdığım herkes yeni bir iş kurmak için girişimde bulunmak istiyor.  Bu ister teknoloji startup olsun, ister yorgan malzemeleri satan bir perakendeci, ister yemek servisi şirketi, ister Uber bir şey ister danışma şirketi. Girişimin doğası önemli değil. Önemli olan sizin yuvadan ayrılmanız, net bir şey olmadan çalışmanız, uçurumdan atlamanız. Bu iyi bir şey ve genel olarak şu lafı duyacaksınız, “Sen aklını kaçırmışsın.”

“Büyük bir fikrim var. Bir gün işi bırakacağım ve onlara neler yapabileceğimi göstereceğim” günleri bitti. Artık o gün bugün. Bu günler artık girişimcilerin günü. Aksi takdirde normal insanlar kamu hizmeti şirketlerindeki işlerini bırakırlar, özel sağlık sigortalarını bırakırlar ve bir şeylere başlamak için evlerine kahve içmeye giderler. Köpeğiniz de size eşlik etmek için sizinle gelebilir. Yerin önemi yok. İstediğiniz yerde iş başlatabilirsiniz ve iş arkadaşlarınız küresel olabilir. Teknoloji iş başlatmayı bu kadar kolaylaştırdı, peki sonra?

Benim kendi tutkularım beni birçok fikre sahip birçok girişimciyi gözlemlediğim risk yönlerine götürdü. Yüzlerce iş planım ve anlaşmam var. Girişimcilere göre bu yeni fikirlerden bazıları yeni Google, Facebook veya Twitter olacak şeyler. Bazı Pazar büyüklükleri “sonsuzluk ve ötesine” daynıyor.

Girişimcileri destekliyorum. Girişimcilerin hayallerini gerçekleştirmelerini istiyorum. Belki süreç sırasında o girişimciler kanseri tedavi edecek veya başka bir yakıt kaynağı geliştirecek veya dünyayı değiştiren bir uygulama çıkaracak. Girişimcinin hevesini yakalayıp o heyecanı bir şişeye koymak istiyorum. Daha da önemlisi girişimciler için artan başarma ihtimalleri üzerine olan umutları için beklentiler belirlemelerine yardım etmek istiyorum. İşte benim belirlemek istediği üç beklenti:

Ortada Yeni Fikir Yok

Tamam, belki bazı yeni fikirler vardır ama eğer fikir o kadar çok mükemmel ise birisi, dünyanın başka bir yerinde aynı şeyleri düşünüyordur. Eğer fikriniz Mars’ta çöp sıkıştırıcısı geliştirmek ise başka birisi onu düşünmüştür. Bu bir teşvik olmalı, heves kaçırma kaynağı değil. Fikir üzerinde ne kadar çok insan çalışıyorsa o kadar iyi olmalı. Başarıya giden yol yönetimde iyi olmak; pazardaki “en iyi evi” kapmaktır

Bir gecede oluşan başarı hikayeleri yoktur.

Tamam, belki uzun senelerce süren sıkı çalışmanın sonucu olan bir gecede ortaya çıkan başarılar biliyorumdur. Yönetimde iyi olma kuralı burada da geçerli. Beklentilerinizi iş başarısının dikkat ve zaman alacağı gerçeği üzerine kurun. Bütün yeni işler girişimcinin beklediğinden daha uzun sürer. Başarıya gerçekçi bir zaman planı uygulamak sizi hayal kırıklığından alıkoyacaktır.

Başarı Part-Time çalışmanın bir parçası olarak nadiren gerçekleşir.

Tamam, maden ocağındaki işinizi bırakmak istemiyorsunuz çünkü dört çocuğa bakıyorsunuz ve bazı güvence ve yararlara ihtiyacınız var, bu anlaşılır bir şey. Ve akşamları da dünya gündemine damga vuracak bir girişimle uğraşıyorsunuz. Bu iyi bir fikir ama çok da gerçekçi değil. Büyük ihtimal güvenlik yorganınızla olan bağlantınızı keseceksiniz. Bu eylem girişimciyi gerçekten amatörden iş kısmına ayıran bölümdür. Bu aynı zamanda en korkunç ve de yatırımcıların aradığı şeydir. Yatırımcılar yarı zamanlı çalışanlara yatırım yapmaz. İşiniz başarıya ulaşmadan önce kredi kartı limitinizi bitirebileceğiniz beklentilerine hazır olun.

Bir fikri işe dönüştürmek kırılgan olan insanlar için değildir ve de süreç sırasında başarısızlık ve hayal kırıklığı içerir. Başarısızlık sırasında realist beklentiler oluşturmak ve yönetime odaklanmak size aklınızı kaçırmamanızda yardımcı olacak iki davranıştır. Belki de değil çünkü siz aklınızı kaçırmışsınız. Bir şeyler yapmaya çalışan girişimcilerin çoğu Steve Jobs’ın da dediği gibi “çılgın bir şekilde harika”. Sizi destekliyorum

1 vote

6 yorum

Yorum yaz

Yorum yaz