Kadınların İşten Erken Çıkmaları Neden Göze Batıyor?

Kadınların İşten Erken Çıkmaları Neden Göze Batıyor?

Ülkemizde insanlar yılda yaklaşık olarak ortalama 1.836 saat çalışırlar. Neredeyse 1979’daki 1.687 saatten yüzde on daha fazla. Çalışma ekonomistleri bu sayının özelikle yüksek paya sahip rekabetçi alanlarda giderek artmasını bekliyorlar.

Bunun bir sebebi de teknolojinin gecenin bir yarısı çalışanların bileklerine mail gönderebilmesi ve Silikon Vadisi güçlerinin çalışanları eve kablosuz internet bağlantılı otobüslerde göndermeden önce organik besinlerle beslemesidir.

Çalışmanın saatleri ne zaman uzasa, herkes acı çeker. İnsanlar uyku kaybederler. Hasta düşerler. Futbol maçlarını, tv dizilerini özlerler. Psikolojik olarak yıpranırlar.

Yapılan bir araştırmaya göre bu problem gittikçe güçleniyor. Özellikle çalışan anneler için.

Çalışan bir anne ailesinden ayrı vakit harcadığı için kendini sert bir biçimde yargılamaya daha yatkındır. Onun iş arkadaşları da onu uzun saatler çalıştığı veya ofisten erken ayrıldığı için yargılar.

Araştırmacılar buldu ki bir kadın çalışan iş kültürü gereği kabul edilen zamandan erken çıktığında iş arkadaşları ‘’büyük ihtimal çocuklarını almaya gitti’’ diye düşünmeye yatkınken bir erkek çalışan erken çıktığında ‘’müşterilerle buluşmaya gitti’’ diye düşünebilirler.

Patronlar seyahat görevlerini  kadınların ailelerinden ayrılmak istemeyeceğini düşünerek erkeklere vermeye daha yatkındırlar.

İş yerinde cinsiyet eşitliğini araştıran Harvard Meslek Okulu Profesörü Robin Ely diyor ki Bu varsayımlar yetenekli çalışanları adaletsiz bir şekilde gelişmekten alıkoyabilir. Ve belki de kadınların pratik olarak her meslekte neden erkeklerden çok daha az yönetici rollerine terfi edildiğini açıklamaya yardımcı olabilirler.

Ely diyor ki ‘’bizim onlara uygun yaşamaya çalıştığımız güçlü kültürel ideallerimiz var.’’ ‘’Bence herhangi birinin korkacağı en kötü yargı şekli onların kötü ebeveyn olduğunun düşünülmesidir. Ve bu yargı devamlı çalışan erkeğe nazaran kadına daha kötü vurmaktadır.’’

Ely’nin takımı katılımcıların yüzde 90’ının erkek olduğu ve neredeyse bütün çalışanların haftada en az 60 saat çalıştığı uluslararası bir danışma şirketini inceledi.

Soru: İşi bırakan kadın sayısını nasıl azaltabilir ve liderlik rollerindeki sayılarını nasıl arttırabiliriz?

Soru: Neden kadınların terfi edilmediğini düşünüyorsunuz?

Akademikler belirtti ki ‘’Neredeyse her görüşülen kişi-kadın ve erkek- kadınların neden işi bıraktığını veya partner bulmada başarısızlığa uğradığını iş-aile çatışmasının bir versiyonu ile tekrarladı: iş çok uzun saatler gerektiriyor; kadınların aileye olan bağlılığı (ama erkeklerin değil) onların gerekli saatlerde çalışmalarına engel olmaktadır ve kariyerleri sonuç olarak acı çekmektedir.’’

Araştırma sırasında Ely’nin belirttiğine göre genç kadın çalışanlar arasında rahatsız edici bir kaygı ortaya çıktı. Üst kademelere tırmanmak için çoğu şeyin üstesinden gelen kadın yöneticilere baktılar. Onları yetkili liderler olarak gördüler. Ama erkek çalışan arkadaşlarının hiç bahsetmedikleri bir şey hakkında sessizce meraklandılar: Eğer ben de benzer bir başarı yakalarsam, ben de mi kötü bir ebeveyn olacağım?

Algının gerçeklikle eşleşmediğini öğrendiler. Şirketteki erkek çalışanlar da kadın çalışanlar gibi ailelerine meşgul olma eğiliminde aynı derecede isteği rapor ettiler. Hepsi evlerinden ayrı geçirdikleri vakit hakkındaki suçluluklarını belirtti. ‘’Aileye bağlılık’’ cinsiyet tanımıyor.

Bulgulara göre ‘’Aradaki fark kadınların daha az saat çalışmaları uygulamasından daha çok avantajlı olmalarıydı… ve şirkette daha az saatlerde çalışmak onların beklentilerini zedeledi.’’

Ely’nin sonucu: Yenilikçi aile dostu politikalar (ücretli doğum izni ve hastalık izni gibi ) 7/24 çalışma kültüründe cinsiyet eşitsizliğini azaltmak için yeterli değil.

3 votes

Blog Yazarı