İşyerinde Anlaşmazlıkları Kontrol Etmenin 5 Yöntemi

İşyerinde Anlaşmazlıkları Kontrol Etmenin 5 Yöntemi

Bilim adamları, insanları çalışırken başarılı kılan şeyin ne olduğunu araştırmaya 50 yıldan fazla zaman harcadı. Araştırmalardaki devamlı olan bulgu başarınızda çok büyük bir etkisi olan karmaşa anları ile başa çıkabilme yetinizdir. Bir anlaşmazlıkla nasıl anlaştığınız çalışma arkadaşlarınızla olan güven, saygı ve bağ ölçüsünü belirler. Anlaşmazlık genellikle önemli konuşmalarla özetlenir. Duyguların güçlüce baskın olduğu, düşüncelerin farklılaştığı ve risklerin olduğu dakikalar… Ve eğer yüksek derecede duygusal bir zekanız yoksa bu tür kritik konuşmaları kontrol edemezsiniz. Anlaşmazlık egemenliği başarınızda çok önemli bir yer kaplamakla beraber hiç şüphe yok ki TalentSmart’ın test ettiği milyonlardan fazla insandan en iyi performans çıkaranların %90’ı yüksek duygusal zekaya sahip.

Anlaşmazlıktan kaçınmanın yolları

Peki duygusal zekanızı kritik durumları kontrol etmek için nasıl kullanabilirsiniz? Kaçınmanız gereken beş tane bilinen yanlış ve beş tane de sizi doğru yola sokacak alternatif strateji var.

Hata #1: Tamamen Dürüst Olmak:

Sessizlikte uzun süre acı çektiniz. İş arkadaşınız sizin arabanıza o kadar yakın park ediyor ki yolcu kapısından girmek zorunda kalıyorsunuz. Ondan bunu yapmamasını rica ettiniz. Ricanızın onlarca kez suiistimal edilmesinden sonra yeterince acı çektiğinize karar verdiniz. Açık bir şekilde onun yaptığı kasıtlı saygısızlık hakkında sizin ne düşündüğünüzü bilmesi şart. Ona bildirin. Onun yüzüne söyleyin ve ne kadar düşüncesiz bir pislik olduğunu ona anlatın.

Bunun nasıl üstesinden gelirsiniz? Acımasız olmadan dürüstlük. Genç bir yaştan itibaren bize gerçeği anlatmakla ve o arkadaşlığı sürdürmek arasında seçim yapmamız gerektiği anlatılır. Bütün seçenekler acımasızlık ve uyumdan ibarettir. Yüksek zekayla birlikte köprüleri yakmadan gerçekleri anlatabiliriz. Hiç çok riskli konuları içeren konuşmaların bile nasıl güzel gittiğini fark ettiniz mi? Ve diğerleri, hatta önemli olmayan şeylerin bile nasıl bir savaşa dönüştüğünü? Anlaşmazlık hastalığının ilacı mesajınızı azaltmak değildir. Güven yaratmaktır. Çoğu insan konuşmanın içeriğinin insanları savunmaya geçireceğini düşünür ve bu yüzden sadece acımasız bir şekilde dürüst olmanın en iyisi olduğunu zanneder. Değildir. İnsanlar içerik yüzünden savunmaya geçmezler, savunmaya arkadan gelen niyeti algıladıkları için geçerler. Acıtan gerçek değildir, gerçeği iletmek için kullanılan kötü niyettir.

Hata #2: Hislerinizi robot gibi paylaşmak:

Bazı iyi niyetli ‘’iletişim’’ profesyonelleri konuşmak için vaktin geldiğinde başlamanın diplomatik yolunun duyguları paylaşmaktan geçtiğini önerir. Örneğin park etme özürlü iş arkadaşınıza ‘’kızgın ve bıkkın hissediyorum’’ dersiniz. Bunun bir şekilde yardım etmesi gerekir. Ama etmez. İnsanlarla bu şekilde anlaşılmaz. Robotik bir şekilde duygularınızı paylaşmak sadece onları uzaklaştırmaz aynı zamanda sinir eder ve akıllarını karıştırır.

Bunun nasıl üstesinden gelirsiniz? Gerçeklerle başlayın. Beyinlerimiz bize kritik konuşmalar sırasında çok zayıf bir şekilde yardım eder. Algısal etkinliği arttırmak için zihinlerimiz duyguları ve sonuçları depolar ama onları yaratan gerçekleri depolamaz. Bu yüzden bir iş arkadaşınıza negatif bir dönüş yaptığınızda nasıl ve ne şekilde olduğunu sorar. Ama siz hatırlayamazsınız. Bu yüzden duygularınızı ve sonuçlarınızı tekrarlarsınız ama çok az gerçek sunarsınız. Gerçekleri bir araya getirmek kritik konuşmaları kontrol altına almak için yapılması gereken bir ev ödevidir. Ağzınızı açmadan önce bu şekilde düşünmenize sebep olan temel bilgiyi düşünün ve öncelikle bunu paylaşmaya hazırlanın.

Hata #3: Pozisyonunuzu savunmak:

Birisi sizin derinden umursadığınız bir konu hakkında karşıt bir görüş edindiğinde verilen doğal insan tepkisi ‘’savunmadır’’. Beyinlerimiz tehditleri istemsiz bir şekilde belirler ve biz ne zaman tehdit edilme duygularının davranışımızı gasp etmesine izin verirsek, o zaman işler güzel sonuçlanmaz. Kritik bir anlaşmazlık konuşmasında savunmaya geçmek başarısızlığa giden sağlam bir yoldur.

Bunun nasıl üstesinden gelirsiniz? Meraklanın. Savunmaya karşı kendimizi aşılamanın en iyi yolu kendi emin oluşunuzdan sağlıklı bir endişe geliştirebilmektir. Sonra konuşmaya diğer insanın dünyası hakkında yoğun bir merakla girin. Kendinize diğer mantıklı ve düzgün olan insanın neden öyle davranabileceğini bulmaya dair dedektif görevi verin.

Devlet Bakanı Dean Rusk’ın dediği gibi ‘’Diğerlerini ikna etmenin en iyi yolu kulaklarınızdır, dinlemektir.’’ Diğerleri derinden anlaşıldığını hissettiğinde sizi duymaya daha açık hale gelirler.

Hata #4: Durumunuz için başkalarını suçlamak:

Patronunuz size terfi için sizi önereceğini söyledi. Daha sonra duydunuz ki IK değerlendirmesinde diğer iş arkadaşınızı tavsiye etmiş. İhanet edilmiş ve kızgın hissediyorsunuz. Kesinlikle patronunuz çektiğiniz acıdan sorumlu değil mi? Gerçek ise, sadece o değil.

Bunun nasıl üstesinden gelirsiniz? Bakış açınızı zorlayın. Tehdit edilmiş hissettiğimizde problemlerimiz için diğer inşaları suçlayarak negatif duygularımızı güçlendiririz. Bulunduğunuz durumlarda oynadığınız rolleri tanıyamazsanız anlaşmazlık ları kontrol edemezsiniz. Patronunuz sizi geçmiş olabilir ama bunu yaptıysa bir sebepten ötürü yaptı. Acınızın yarısı onun ihanetinin sonucu, diğer yarısı ise terfi kazanmak için yeterince performans gösterememekten kaynaklanan hayal kırıklığınız.

Hata #5: Konuşmanın riskleri hakkında endişe duymak:

Kritik konuşmaların sizi endişe ile doldurması kolaydır. Böyle bir stres altında negatif iç konuşmanız sizi ele geçirir ve eğer konuşursanız olabilecek şeyler hakkında takıntılı hala gelirsiniz. Sessizliğe çekilene kadar anlaşmazlık, intikam, yalnızlık ve acı gibi şeyleri çağrıştırırsınız.

Bunun nasıl üstesinden gelirsiniz? Konuşmamanın risklerini belirleyin. Kendinizi motive etmenin en hızlı yolu konuşmamanın size mal edeceklerini basitçe belirlemektir. VitalSmarts’ın araştırması devamlı olarak konuşanların gerekli olarak fazladan cesaretli olmadıklarını basitçe daha açık olduklarını ortaya koydu. Öncelikle eğer konuşmakta başarısız olurlarsa ne olabileceğini dikkatle değerlendirirler. İkinci olarak eğer konuşurlarsa  ve işler iyi giderse ne olabileceğini uzun uzun düşünürler. Ve son olarak (sıra çok önemli) konuşma çok zayıf geçerse ne olacağını düşünürler. İhtimalleri anlamada bir doğruluk yakaladılar mı, bir şey söylemek onların tipik bir seçimidir.

5 votes