İş Arama Sürecinden Çıkarılması Gereken Dersler

İş Arama Sürecinden Çıkarılması Gereken Dersler

Eğer “iş arama süreci tam zamanlı olarak çalışılması gereken  bir iştir” lafını duymaktan bıkan biri varsa o da benim. Bu klişe bence çok giyilmekten eskiyen pantolona benziyor. Ben de farklı bir şey öneriyorum; “iş arama okula gitmek gibidir”. Neden? Çünkü tam zamanlı iş bir çok şeyi ifade edebilir. Ama okula gitmek sürekli bir şeyler öğrenmektir.

Örneği biraz daha genişletirsek, okulda zekanızın zorlandığı çalışmaları hatırlayın. Ya da mühendislik tasarımında programlamada takıldığınız zorlayan materyali.

İş arama sürecinden çıkarılacak dersler çok farklı bir doğaya sahiptir ama kendi alanında önemlidir. Aşağıda size sunduğum 8 dersi özgeçmişinizi göndermeden öğrenmelisiniz.

İş arama sürecinden çıkarılacak dersler.

Ders 1: İşinizi kaybetmek gerçekten çok kötü.

İş arama sürecinden öğreneceğiniz ilk ders bu. Şimdi bununla nasıl başa çıktığınız ise sizin başarınızı belirleyecek. Size kendinize acı çekme dönemi vermeyi tavsiye etmeme izin verin, üç günden az değil, iki haftadan fazla değil. Herkes beş bölümden oluşan yas döneminden geçer:

  1. Reddetme
  2. Kızgınlık
  3. Uzlaşma
  4. Depresyon
  5. Kabullenme

Örneğin reddetmeyi, uzlaşmayı ve depresyonu aşabilirsiniz. Ama ben depresyonu biraz ağır buluyorum; ben bunalımı tercih ederim. Demek istediğim şey herkes iş kaybını duygusal açıdan aynı şekilde halledemez.

Ders 2: Harekete geçmeden önce ne yapacağınızı bilin.

Bütün ailenize, karınıza/kocanıza yolculuğa gittiğinizi söylediğinizi ve “nereye” diye sorduklarında da “bilmiyorum” cevabını verdiğinizi düşünün. Aile üyeleriniz planlama yeteneğinize inanmayacak. Bu ders önemli çünkü ne yapmak istediğinizi bilmeden çıkmaza girersiniz. Yönünüz olmaz ve tamamen verimsiz olursunuz.

Bu yüzden iş arayanlar ne zaman ne yapmak istediklerini bilmediklerini söylese ben de onlara ne yapmak istediklerini bilene kadar alacakları bütün tavsiyelerin vakit kaybı olduğunu söylerim. İlgilerinizi, becerilerinizi ve değerlerinizi ölçebileceğiniz o kadar çok kariyer testi ve kişisel değerlendirme var ki, ama ben ne yapmak istediğinizi bulmak için ruhun arınması gerektiğine inananlardanım.

 Ders 3: İş arama sürecine ne kadar zaman ayıracağınızı bilin.

Yakın çevreme ve iş çevreme son işlerinde ne kadar çalıştıklarını ( Haftalık çalışma saati ) sorarım. Kırk? Kırktan fazla? Kırk ve fazlası dediğimde çok el kalkıyor, tam düşündüğüm gibi. Daha sonra onlara iş arama sürecine kırk saatten daha fazla saat harcayıp harcamamaları gerektiğini soruyorum. Çoğu elini kaldırıyor. (klişeyi hatırlayın “iş arama tam zamanlı iştir”.)

Çevreme iş arama sürecine kırk saatten fazlasını harcamaya katılmadığımı söylüyorum. Benim fikrime göre zeki durmak daha çalışkan görünmekten iyidir. Onlara anlattığım bir hikaye de yıllar önce işten çıkarılan bir insanla alakalı. Onun bana kendisinin haftada 60 saatten fazla zamanını iş aramasına harcadığından dolayı ailesinin nasıl acı çektiğiydi. İş arama sürecinde zeki olmak için aşağıdaki dersleri takip edin.

Ders 4: Düzenli Olun.

İşten çıktığımda tanımadığım bir şirketten özgeçmişimi göndermeden arandığımı hatırlıyorum. Başta biraz zaman kazanmaya çalıştım ama sonunda pes edip hangi şirket olduğunu sordum.

Utanç verici bir konuşma olduğunu söylemek az kalır. Eğer en iyi özelliklerinizden biri düzenli olmak değilse, hemen o özelliği edinin. İş arama süreci düzenli olmayı gerektirir. Böylece tanımadığınız şirketlerden telefon almazsınız. Bana güvenin, utanç verici oluyor.

Ders 5: İş aradığınızı insanların bilmesini sağlayın.

Bu en anlaşılır ders gibi duruyor, sizin işten çıktığınızı arkadaşlarına, komşularına, dükkan sahibine, kuaförüne anlatan insanların çokluğuna şaşırırsınız. Bu insanlar sizi bilmezse size nasıl yardımcı olsunlar?

Tam yılbaşından önce bir müşterimin ofisime geldiğini hatırlıyorum. Ona planlarını sordum, bana ailesinin yemek verdiğini söyledi. Ama söylediği şey beni şoka soktu. “Garip olacak. Kimse işten çıktığımı bilmiyor.” Aile ve arkadaşlarınız en iyi müttefikleriniz olabilirler.

Ders 6: İşe Yaramazlık.

600 tane gönderilen özgeçmişin 300’ünün mülakat ve 30’unun da iş teklifiyle sonuçlanacağına inanan kimse büyük ihtimal güneşin dünya etrafında döndüğüne de inanıyordur. İş ilanlarını iş aramak için öncelikli yol olarak kullanmanın vakit kaybı olduğunu söyleyen birçok blog yazısına, kitaba veya konuşmacıya rağmen birçok iş arayan hala bunu yapıyor.

600 kafadan attığım bir rakam değil. Kariyer tavsiyesi arayan bir insan hakkında LinkedIn’da bir yazı okumuştum ve o kadın hiçbir mülakata gidememişti. Evet, 600 tane özgeçmiş göndermiş ve telefonunun çalmasını beklemiş.

Ders 7: Araştırmanızı Yapın.

Okulda olduğunuz ve de makale yazmak zorunda olduğunuzu hatırlayın. Şimdiki araştırma daha önemli. Yani özgeçmişleri her yere savurmaktansa çalışmak istediğiniz şirketleri araştırın. 20 şirketten oluşan bir liste yaratın ve web sayfalarını ziyaret ederek hangisinde büyüme olduğunu araştırın. Büyüme gösteren şirketlerde çalışan birinden resmi olmayan bir buluşma için görüşme talep edin.

Anahtar noktalar: resmi olmayan toplantılarda iş istemeyin. Bunun yerine önemli bir bağlantı oluşturacak bir konuşma yaratacak aydınlatıcı sorular sorun. Belki de şirkette açık bir pozisyon vardır. Eğer yeni bağlantınızı etkileyebilirseniz belki de yöneticiye tavsiye edilirsiniz.

Ders 8: Diğerleriyle bağlantı kurun.

İster çevre yapmak için etkinliklere katılın veya toplumda bunu yapmaya çalışın; size yardımcı olabilecek insanlarla iletişim kurduğunuzdan emin olun. LinkedIn’in Şirketler özelliği bunun için harika bir özellik ama basit bir şekilde sorgulama yapmak da aynı işi görür.

Müşterilerimden biri bana bir gün geldi ve “iş buldum” dedi. Harika dedim. “Ama ben çevremi genişletmedim” dedi. “Özgeçmişimi komşuma verdim, o da çalışmak istediğim departmanın şefine vermiş, bugün mülakata çağırdılar ve işi kaptım!” Bağlantı kurmak birçok yönde işe yarar.

Yukarıdaki dersleri tamamladıktan sonra çalışmak istediğiniz şirketlere özgeçmişinizi gönderebilirsiniz. Daha sonra iş arama süreci derslerinden geriye kalanlara bakacağız.

0 votes

Blog Yazarı