Published on: 20 Ağustos 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 839

Stres insanlık tarihi kadar eski. Henüz daha avcı olarak yaşadığımız çağlarda evren av olmama hayatta kalıp türün devamlılığını sağlamak için stres mekanizmasını geliştirdi. Bunu kısaca "savaş ya da sıvış!" olarak da tanımlamak mümkün.

Stres Altında Kalmak

Stres altında iken yalnızca hayati sistemlerimiz faaliyettedir. Stres ortamında sindirim sistemi veya bağışıklık sistemi çalışmasını geçici olarak durdurur. 

Stres sırasında neler olur?

Beyin stres kaynağının büyüklüğüne göre "savaş ya da kaç" ikileminden birini seçer. Hayati organ ve sistemler devreye girer. Öncelikle solunum sistemi hızlanır kaçmak ya da savaşmak için ihtiyaç duyulacak tüm organlara oksijen ve kan akışı sağlanır. Kanda taşınan adrenalin kortizon gibi hormonlar en uç organlara kadar ulaşır ve kademeli olarak istemli hareket sistemi devreye girer.

Kol ve bacaklara kadar hızla taşınan kan av büyükse ondan kaçarken enerjinin sürekliliği için hayati önem taşır. O halde stres hayatin devamlığı için gereklidir. Hatta az miktarda stresin yıpratıcı değil aksine iyi olduğu yönünde araştırmalar vardır.

Anne Karnında Stres

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda hamile sıçanlar ılımlı stres, çevresel stres ve metabolik strese (altlarındaki talaşların belli bir süre ıslak bırakılması ve aç bırakmak gibi) maruz kaldıklarında doğan yavruların bağışıklık sistemlerinin daha aktif olduğu ve ergenlikte beynin daha erken olgunlaştığı görülmüş. Aynı deneyin insanlarda da (özellikle hamileliğin son döneminde) benzer sonuçlar verdiğini gözlemlemeleri de kayda değer. 

Stres anne karnında nasıl başlar?

Anne karnında iken ılımlı strese maruz kalan bebek ortamdaki stresi tamamen algılıyor ve vücut doğacak bebeğin sağ kalma şansını arttırabilmek için genetik materyal değişikliğine sebep oluyor. Dolayısıyla hamilelerin tamamen stresten uzak yalıtılmış hiçbir sorumluluk almadan bu dönemi geçirmesi istenen bir durum değil. Biraz stres gerekli.

Büyük Aşklar Stresle Başlar

Aşkın kendisi stres faktörü olduğu gibi aşkı stresin başlattığı yönünde çarpıcı istatistikler de var. Kendinizi bir davette düşünün. Yalnızsınız ve kadrajınıza birden bir kadın/erkek takıldı. Onun yanına gidip gitmemek onu gözlemlemek ufak çapta bir stres oluştururken aslında bu sizi ona doğru çekmeye başlar ve genelde bu romantik bir ilişkinin başlayabileceğinin işaretidir.

Aslında orada bir topluluğun arasında bulunuyor olsaydınız stresten uzak gayet güvenli bu ortamda beyin devreleri daha farklı çalışacak "burası iyi ve güvenli durumunu koru"sinyali gönderecek ve muhtemelen atağa geçmeyecektiniz. Aynı şekilde 1.Dünya Savaşı sıralarında romantik bağlanma daha yoğundu çünkü partnerin geriye dönüp dönemeyeceği bile belli değildi ve bu da duygusal bağlanmayı arttırıyordu.

Eski tahta bir tarihi köprü üzerinde yapılan araştırma da bunu kanıtlar nitelikte. Çalışmada bir kadın köprü üzerinden geçenleri durdurup anket yapıyor. Köprünün en riskli yerinde durarak yapılan anketin sonunda ise erkek katılımcılara anketi yapan kişi üzerinde telefon numarası bulunan kartını veriyor. Aynı çalışma bir parkta da tekrar ediliyor. Sonuçlar oldukça ilginç!

Eski tahta köprü üzerinde ankete katılan erkeklerin karttaki telefon numarasını arama oranı parkta anket yapılanlara göre iki misli fazla bulunuyor. Buradan çıkan sonuca göre hoşlandığınız kişiyi etkilemek için sessiz sakin bir yere gitmenin ilişkinin devamı açısından bir katkı sağlamayacağı aksine ortamda bir miktar stres olması gerektiğini artık biliyorsunuz. Tabi ki bu "romantik aşk "için geçerli.

Stres Ve Alzheimer İlişkisi

Yapılan farklı bir araştırmada emekliye ayrılan insanların sessiz sakin bir kasabaya taşınıp işten güçten el çektiklerinde Alzheimer’a yakalanma oranlarının arttığı ve erken bunadıkları görülmüş. Oysa ki hepimizin hayali değil midir emekliye ayrılıp bir sahil kasabasında bahçeli ev küçük bir tekne alıp sabahtan akşama balık tutmak. Seksenlerine gelmiş fakat hala sabah erken kalkıp işine giden ya da yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan bireylerde erken bunama Alzheimer pek görülmez. Bunu çevrenizde gözlemleyebilirsiniz. 

Ana dili haricinde ikinci bir dil öğrenen insanların gelecekte Alzheimer olma riskinin yarı yarıya azaldığını biliyor muydunuz? Avrupa’da yapılan bazı araştırmalarda ise, yaşlıların bireysel kendi ayrı evlerinde yaşamalarının çocuklarıyla beraber yaşamak yerine onlara kısa ziyaretler yapmalarının beklenen yaşam ömrü ve kalitelerini arttırdığını gösteriyor. Tabi ki burada kültür ve etnik farklılıklar söz konusu olabilir. Zira bizim gibi toplumlarda yaşlılar daha çok bakıma muhtaç kimseler olarak algılandığından bireysel yaşamaları genelde söz konusu olmuyor. Peki ya stres çoksa?

Stres Yönetimi

Maruz kalınan stres her zaman baş edebileceğimiz türden olmayabilir. Peki, bu durumda ne yapılmalı? Stres yönetiminin önemi doğru algılanmalı ve bilinmeli. Stresi yönetebildiğiniz ölçüde bunun üstesinden gelebilirsiniz. Örnek vermek gerekirse İstanbul'da yaşayanlar bilir. Trafikte olmak pek çoğu için başlı başına stres kaynağıdır. Pek çok kişi dememin sebebi kimi zaman bu stresi algılama düzeyinize göre de değişebilir. Trafiktesiniz ve kırmızı ışık yandı. Bu sizde bir stres oluşturmayabilir fakat o gün önemli bir toplantıya yetişmeye çalışıyorsanız ve sürekli kırmızı ışığa yakalanıyorsanız bu sizin için bir stres kaynağı haline gelebilir. 

Böyle durumlarda stresi azaltacak şeyler yapmak yine de mümkün. Aracınızda ya da toplu taşımada trafiğin akmasını beklerken dil öğrenebilirsiniz. Üstelik bunu ücretsiz ve online bile yapabilir hatta sertifika sahibi bile olabilirsiniz! Bu yöntemlerle stresi yönetmek zor değil yeter ki strese teslim olmayın ve huzurlu yaşayın. 

Stres ile başa çıkmak için eğitim var mı?

Stres ile başa çıkmanın diğer yolu da online eğitimler kapsamında Stres Yönetimi Eğitimi almak. İstanbul İşletme Enstitüsü bu konuda ücretsiz eğitimler veriyor.

Yazar: Ayşe Kurtuluş
 

  • stres ,
  • stres yönetimi ,
  • ılımlı stres ,
  • stres kaynağı ,
  • çevresel stres ,
  • alzheimer ,
  • stres yönetimi eğitimi ,
  • online eğitimler
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı