Published on: 21 Haziran 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 624

Bugüne kadar eğitimin amacına yönelik bir çok açıklama yapılmıştır. Lakin bu açıklamalar eğitimin vardığı yerin bizzat lunapark olduğunu söylesem abartmış olmam.

Lunapark  Ve Eğitim İlişkisi

Lunapark ile eğitim kelimelerini yan yana kullanmış olmam size fantastik gelmiş olabilir. O halde açıklayalım. İlköğretimden yükseköğretime hatta lisansüstü eğitime varıncaya kadar sürekli bir pohpohlama müfredatıyla karşı karşıyayız. Başarısız bir öğrenciyi rencide olmasın diye çabasından dolayı tebrik ediyoruz. Sorunu çözmesi yerine destek veriyoruz.

Öğrenciye iyilik yaptığımızı düşünüp sarsılmasının ve sorgulamasının önüne duvarlar örüyoruz. İşte seviyesizleşme kapısı tam noktada açılıyor. Öğrenciler araştırmaya yönlendirilmekten ziyade eğlendiriliyor. Kendisinin neye ilgisi olup olmadığını bilmeyen bireyler eğitim hayatlarının ilerleyen safhalarında içi boş bir özgüvenle sınıf ortamında ayaklarını masanın üstüne uzatıp sigara içebiliyor. 

Bu durumun eğitim politikası öğrencilerin bilgi/entelektüel gereksinimlerinden ziyade duygusal ihtiyaçlarını karşılaması ve eğlendirmeye dönük yaklaşımıdır. Eğer bu gibi çocuklar kendi yetenekleri doğrultusunda herhangi bir mesleğe, sanata veya spora yönlendirilseydi bu manzaralarla karşılaşılmazdı. Böylece üniversitelerde yığılma olmayacağından üniversite mezunu işsizler sorunu da daha aSgari düzeyde kalabilir ve kalite de artmış olurdu.

Kitap Okumak 

Üniversitelerimizin bundan nasibini almamış olduğunu düşünmek saflık olur. Öğrencilerin kafa yormasını sağlamak yerine onlara sindirimi kolay bilgi veriliyor. Kitap okumak öğrenciliğin gereği olarak değil boş zaman aktivitesi olarak düşünülüyor. Sonra halkın kitap okumadığından dem vurulup suç yine işinden gücünden başını kaldıramayan sıradan insanların oluyor. 

Tam tersine öğrencilerin başını kitaplardan kaldırmaması gerekmez mi? Eğitimin kalitesini arttırmak mı yoksa yaygınlaştırmak mı çözüm? Kocaman bir eğitim enflasyonu yaşadığımıza göre birincisidir heralde.

Takdir Etme Sistemi

Aynı sistemden geçmiş eski bir öğrenci olarak bunun üzerimdeki  etkilerini hala görüyorum. Ortaokulda Osmanlılara matbaanın geç geldiğini savunan kompleksli bir türkçe hocası vardı. Lisedeki günümüz şiirinden haberi olmayan ve edebiyat dergilerinden bir tanesini bile takip etmekten aciz bir edebiyat öğretmeni ise, bana kendimi iyi hissettirse ne olur hissettirmese ne olur? 

İhtiyacımız olan bize doğru bilgiyi verip araştırma yöntemini ve coşkusunu vermek mi, yoksa her durumda bizi onaylamak ve başarısızlığa bir kılıf bulmak mı? Bence öğretmenlerin sınıfta bir çok tehdit ve tacizle karşılaşmasının sebebi, eğitim sisteminin öğrenciyi sürekli takdir etme ve pohpohlama üzerine kurulu olması. 

Bizi Finlandiya Mı Kurtaracak?

Şimdi diyeceksiniz ki İskandinav ülkelerindeki eğitim sistemine yönelelim. Özellikle şu sıralar eğitimde Finlandiya modeli sürekli gündeme getiriliyor. Nüfusu Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar az olan Finlandiya’nın eğitimde bu başarıyı yakalamasına çok da şaşırmamak lazım. Bu nedenle de ülkemizde oldukça abartılmış olan Finlandiya övgüsünü yersiz bulmaktayım.

Elbette onlardan öğrenceğimiz şeyler var. Ancak bu durum kendi gerçeklerimizi ve geçmişten gelen tecrübelerimizi yok saymazsak mümkün olabilir. Unutmamak gerekir ki, eğitim sistemi sorunu sadece ülkemizin sorunu olmayıp dünya çapında bir sorundur. Değişime Hazır Mıyız? Sanırım henüz değil.

Bize Düşen Görev

Zihinsel bayağılık batılı entelektüellerin kendi memleketlerinde de tespit ettikleri bir parazittir. Bilgi kavramı etrafında dönen tartışmalar bu zihinsel bayağılık üzerine. Bilginin araçsallaştırılması, faydacılık ve işlevselcilik yönünden değerlendirilmesinin entelektüel idealizmin sonunu getirdiğini düşünen yazarlar, batıdaki bir çok köklü üniversitenin bir düşünür yerine uzman yetiştirdiğini iddia etmekte.

Dolayısıyla burada bize düşen görev, aşağılık kompleksine kapılmadan hem kendi entelektüellerimizin hem de batılı eleştirmenlerin görüşlerini göz önünde bulundurarak bilgiye tekrar hak ettiği değeri vermek. Bunun için elimizden geleni yapmalı ve bu anlamda seviyeyi şimdi olduğundan daha iyi yerlere getirmek için gayret göstermeliyiz.

Yazar: Furkan Yılmaz
 

  • eğitim ,
  • eğitim sistemi ,
  • bilgi ,
  • lunapark ,
  • öğretmen
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı