AnasayfaBlogAnksiyete Bozukluğu Nedir?
Nedir?

Anksiyete Bozukluğu Nedir?

14 Kasım 2020
Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Anksiyete, diğer adıyla kaygı, vücuda ‘karşı koymaya hazır ol!’ mesajını veren sinyaldir. Başka bir deyişle vücudu tetikte tutan, stresle baş etmeye yardımcı olan dürtüdür. Bu duygunun aşırı, kontrolsüz veya dengesiz oluşu ise anksiyete bozukluğu olarak adlandırılır. Kaygı gerekli miktarda hissedilmeye başlandığında nefes alışverişi ve kalp atışı hızlanır, böylece kaslara daha fazla oksijen iletilir ve vücut tehlikeye hazırlanmış olur.

Örneğin; trafikte tehlike arz eden bir durumda aniden frene basmak, sınav veya mülakat esnasında iyi sonuçlar elde etmek anksiyetenin etkisidir. Yani doğal ve gerekli miktardaki kaygı durumu hayattaki zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı olur.

Anksiyete bozukluğu ise, kaygının tehlike olmayan durumlarda çok güçlü hissedilmesi ve uzun sürmesidir. Anksiyete bozukluğu yaşayan kişiler, çoğunlukla kaygıyı çok yoğun hissettiklerinin farkındadırlar. Ancak bu durumu kontrol edemez ve sakinleşemezler. Sorun bu noktaya ulaşınca kişiler gündelik yaşantılarında yerine getirmeleri gereken görev ve sorumluluklara konsantre olmakta zorlanır, diğer kişilerle ilişki ve iletişim kurmak konusunda başarısız olurlar. Yani hayat akışı etkilenir ve kontrolden çıkar. Bu durumda tedavi şarttır.

Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete bozukluğu, fiziksel ve psikolojik bir dizi belirti gösterir. Uzmanlarca yapılacak testler sonucunda, gösterilen belirtilerin çokluğuna ve yoğunluğuna göre tanı konur ve anksiyete düzeyi belirlenir. En yaygın görülen anksiyete bozukluğu belirtileri şu şekildedir

Psikolojik Belirtiler

  • Özgüven eksikliği

  • Kendini değersiz hissetme

  • Başkaları ile iletişim kurmakta zorlanmak

  • Toplum içinde konuşmaktan, yemek yemekten, vakit geçirmekten çekinmek

  • Tuhaf, kaygılı, gergin ve tanımı zor bir sıkıntı içerisinde hissetmek

  • Etraftaki insanların düşünce ve sözleri üzerinde gereğinden fazla düşünmek

  • Çevreden uzaklaşmak ve kaçmak istemek

  • Çabuk sinirlenmek

  • Umutsuz hissetmek

  • Sürekli ve nedensiz ağlama isteği

  • Konsantre olmakta zorlanmak

  • Hatırlamakta güçlük çekmek

  • Kaygıya sebep olan etkenlerden kaçma hali

Fizyolojik Belirtiler

  • Yoğun ve nedensiz kas ağrısı

  • Hızlı ve düzensiz solunum

  • Çabuk yorulmak

  • Terleme (özellikle el ve ayaklarda)

  • Yüksek nabız

  • Çarpıntı

  • Ağız kuruluğu

  • Titreme ve sallanma

  • Uykusuzluk

Anksiyete Kimlerde Sık Görülür?

Anksiyete bozukluğu, toplumda oldukça sık rastlanan bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Türlü biyolojik, sosyal ya da fiziksel faktörlerin bir araya gelmesiyle, genetik anlamda yatkınlığı bulunan kişilerde anksiyete bozukluğu gelişebilir. Bu problem kadınlarda, erkeklere oranla iki kat daha sık görülür. Başlangıcı daha erken yaşlara inebilse de, çoğunlukla orta yaş dönemidir. 30’lu yaşlar, anksiyete bozukluğunun en sık görüldüğü dönemdir. Sonrasında giderek azalma eğilimindedir.

Anksiyete bozukluğu, çocukluğundan itibaren davranışlar konusunda çok fazla müdahale edilmiş, aşırı korumacı ebeveynler tarafından büyütülmüş kişilerde; hayata karşı karamsar, olaylara olumsuz bakan ve sürekli olumsuz tepkiler veren kişilerde; sürekli olarak zarar göreceğini düşünen ve kendini bu zararlardan uzak tutmaya çalışan kişilerde sıklıkla görülür. Çocukluk çağında olumsuzluklar yaşamış kişiler, diğerlerine göre daha fazla risk altındadır. Tüm bu etkenlerin yanında, genetik faktörler de anksiyete bozukluğuna yatkınlık konusunda belirleyicidir.

Anksiyete Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?

Pek çok psikiyatrik bozukluk gibi, anksiyete bozukluğunun sebebi de kesin olarak anlaşılabilmiş değildir. Birden fazla stres etmeninin bir araya gelmesi ile ortaya çıkabileceği gibi travmatik bir olay sonrasında, veya nedensizce ortaya çıkabilmektedir.

Özellikle yaygın anksiyete bozukluğu, beyinde doğal olarak bulunan ve nörotransmitter olarak adlandırılan serotonin ve norepinefrin maddelerinin dengesizliği sebebiyle görülebilir. Ancak anksiyete bozukluğunun nedenleri bununla sınırlı değildir. Vücudun biyolojik süreci, çevresel faktörler ve deneyimler, kişilerin mizacı ve genetik yapıları, anksiyeteye yatkınlık konusunda belirleyici etkenlerdir.

Bunlara ek olarak, tıbbı nedenlerle de anksiyete gelişebilir. Örneğin; kalp hastalıkları, tiroid problemleri, diyabet, kronik ağrılar ve huzursuz bağırsak sendromu, madde bağımlılığı ve yoksunluk, savaş/kaç mekanizmasını etkileyebilecek nadir tümörler anksiyete bozukluğuna sebep olabilecek tıbbi faktörlerdendir.

Anksiyete  Bozukluğu Türleri Nelerdir?

Genel Anksiyete Bozukluğu:  Bu tür kaygı bozukluğunda kişiler, gündelik hayat akışı içerisindeki durum ve olaylar hakkında aşırı ve kontrol edilemez bir kaygı içerisindedirler. Bu kaygı iş veya okulla ilgili olağan durumlar, gündelik ev işleri, rutin toplantılar gibi durumlarda da kendini gösterebilir.

Durumsal Anksiyete Bozukluğu: Bir diğer adı fobi olan bu bozukluk, spesifik durumlar, kişiler veya nesnelerle karşılaşıldığında ortaya çıkar. Örneğin agorafobide (alan korkusu) kişiler özellikle tiyatro, sinema, alışveriş merkezleri gibi kalabalık yerlere gitmekten kaçınırlar. Kendilerini sıkışmış hissederler ve böyle hissettiklerinde o alandan kaçıp çıkamayacaklarını, kimseden yardım alamayacaklarını, kalp krizi geçireceklerini ve hastaneye ulaşamayacaklarını düşünürler. Bu yüzden kalabalık alanlardan kaçarlar ve hatta evden çıkmayı reddederler, ya da çıkacakları zaman yanlarında güvendikleri birinin olmasını isterler. Bir başka örnek vermek gerekirse, kişilerde sosyal fobi gelişebilir. Bu durumda, kalabalık içerisinde konuşmaktan, yemek yemekten, sunum yapmaktan çekinirler. Küçük düşecekleri veya rezil olacakları düşüncesi, sosyal anksiyete bozukluğunun temelidir.

Ayrılık anksiyetesi: Kişinin bağlı olduğu figürden uzaklaşma düşüncesine karşı geliştirdiği kaygı durumudur. Çoğunlukla çocukluk döneminde görülen bu kaygı bozukluğu, ilerleyen yaşlara da taşınabilir. Zaman zaman kabuslar ve sanrılar şeklinde ortaya çıkar.

Panik Atak: Hiçbir uyaran yokken birdenbire ortaya çıkan çok şiddetli kaygı ve korku durumudur. Bu hislere göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, terleme gibi fiziksel belirtiler eşlik edebilir. Bu durumu yaşayan kişiler kendilerini genelde kalp krizi geçiriyormuş ya da boğuluyormuş gibi hissettiklerini söylerler. Bir kere panik atak geçiren kişilerde tekrarlanmasına dair korkular gelişebilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk: Takıntılı düşüncelerin sebep olduğu kaygıyı ortadan kaldırmak adına tekrarlanan davranışlar şeklinde ortaya çıkar. Örneğin mikropların kendini hasta edeceğini düşünen kişi ardı ardına defalarca kez ellerini yıkar.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Deprem, yangın, kaza, savaş, tecavüz gibi travmatik durumlar sonrasında hissedilen korku ve eşlik eden fiziksel tepkilerdir. Bu tür anksiyete bozukluğunda kişiler olumsuz anları kabuslar, göz önüne gelen resimler veya düşünceler şeklinde sıklıkla yeniden yaşarlar. Vücut ağrıları, uykusuzluk, ani ses ve hareketlere karşı duyarlılık bu tür kaygı bozukluğunun önemli belirtileridir.

Selektif Mutizm: Seçici dilsizlik olarak da adlandırılır. Genellikle çocuklarda görülür. Evdeki bireylerle çok rahat iletişim kurabilirken, okul ve benzeri sosyal ortamlarda kendini ifade edememe ve konuşmaktan kaçınma halidir.

İlaçlara Bağlı Gelişen Anksiyete: Uyuşturucu maddelerin veya bazı ilaçların kullanımı, nörotransmitter maddelerin salınımını ve dengesini etkileyerek, anksiyete bozukluklarına yol açabilir. Özellikle uyuşturucu bağımlılığından kurtulmaya çalışan kişilerde, yoksunluk sebebi ile de sıklıkla anksiyete bozukluğu geliştiği gözlenmiştir.

Anksiyete Bozukluğunun Tanı ve Tedavisi

Anksiyete bozukluğunun tanısında, öncelikle kişide bu duruma sebep olan bir sağlık sorunu olup olmadığı araştırılır. Bu doğrultuda tam kan sayımı, tiroid fonksiyon testi, idrar tahlili gibi laboratuvar testlerine ve EEG, EKG, tomografi, akciğer filmi gibi radyolojik  tanı yöntemlerine başvurulabilir.

Temelin fizyolojik olmaması halinde ise uzmanlar tarafından kişinin psikiyatrik değerlendirmesi yapılır, ve yine uzmanlar tarafından öngörülen tedavi şekli uygulanır. En yaygın iki tedavi psikoterapi ve farmakoterapidir. Psikoterapi, psikolojik danışmanlık ya da konuşma terapisi olarak bilinir. Bir terapist eşliğinde, kaygı bozukluğunu anlamanın ve yönetmenin yollarını öğrenmek için oldukça etkili bir tedavi yöntemidir.

Bilişsel davranışçı terapi adı verilen psikoterapi türü, korku ve kaygı meydana getiren durumlara endişe duymadan yaklaşmanın ve yönetmenin yollarını öğretir. Farmakoterapi, ilaç tedavisi anlamına gelir. Bu tedavide antidepresanlar, davranış düzenleyiciler ve kalp ritmini düzenleyen beta bokerler kullanılır.

Anksiyete Bozukluğu anksiyete bozukluğu nedir panik atak psikoterapi kaygı bozukluğu
Buket Sağdinç
Buket Sağdinç
Blog Yazarı

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü mezunu. Yaklaşık 15 yıldır profesyonel olarak dalgıçlık yapıyor ve çalışma hayatının çoğu turizm sektörü içerisinde geçti. Araştırmayı, öğrenmeyi ve öğrendiklerini aktarmayı keyifli buluyor. Şu an İstanbul İşletme Enstitüsü’nün yanı sıra bir kaç dijital içerik ajansında yazar olarak çalışmakta.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.